Narsizm
Eğer çevrenizde hiç narsist birinin olduğunu düşünmüyorsanız şimdi sıkı durun; size bir haberim var! Muhtemelen çevrenizdeki en etkili narsist sizsiniz. Yok eğer etrafınızda hayatınızı çekilmez kılan bir veya birkaç narsistin olduğunu düşünüyorsanız; toplanın size anlatacaklarım var.
Yıllar içerisinde narsizm klinik tanısında bir miktar değişmeler olmuş olsa bile 100 yılı aşkın bir zamandır narsizm hâlâ can sıkan bir kişilik bozukluğu olarak bir anıt gibi ve hatta aşılması neredeyse imkansız bir duvar gibi karşımızda durmaktadır. Sigmund Freud'un 1914 yılında yazmış olduğu "Narsizm Üzerine" isimli akademik makalesinde (günümüzde kitap olarak satılmaktadır) narsizme getirdiği temel açıklama şöyleydi;
Narsistik kişilik bozukluğu olan birey işi sadece bensevisellik düzeyinde tutmayıp, kendi bedenine karşı cinsel şehvet ve haz duymaya götürür. Yani Freud der ki narsistik kişilik bozukluğu olan birey kendi bedenine karşı tıpkı karşı cinsin erojen bölgelerine duyulan şehvet gibi bir şehvet duymaktadır. Narsist kendi omuzunu öpebilir, kendi göğsüne şehvetle dokunabilir.
Freud'un tanımı elbette bizleri narsizm konusunda patolojik-klinik vakalara götüren keskin bir ayrım olmuştur. Peki tüm dünya dinamikleri değişirken narsizm hastalık dinamikleri yerinde mi saymıştır? Elbette bu kişilik bozukluğu hastalığının temel dinamikleri de yerinde saymamış ve değişmiştir. Ancak ne hazindir ki bilinen hemen hemen tüm fizyolojik veya psikolojik hastalıklar ilerleyen çağa, ilerleyen teknolojiye, kirlenen havaya, kalabalıklaşan nüfusa ve zamanın ileri akması ile birlikte çağların gelişimine göre şekil almışsa bile narsistik kişilik bozukluğu veya en genel adı ile narsisizm son 20 yılda 2000 yıl geriye gitmiştir. Ve köklerini Antik Yunan mitolojisine tekrar bağlayarak o ilkel dürtüsel en saf halini ve özünü bulmuştur.
Bunu daha iyi anlayabilmek için narsizm kelimesinin kökenine ve Antik Yunan mitolojisindeki yakışıklı avcı NARKİSSOS'a bakmak gerekir. NARKİSSOS kendisine ileri derecede hayranlık duyan ve suda kendi yansımasını gördüğü andan itibaren özsevicilik-bensevisellik hastalığına yakalanan, yemeden içmeden kesilerek hayattaki tek meşgalesini sudaki kendi yansımasını seyretmek ile sınırlandıran ve kendisine aşık olan dünyadaki bütün kadınlardan daha güzel olduğu rivayet edilen su perisi EKHO'nun aşkına karşılık vermeyip günden güne eriyerek bir nergis çiçeğine dönüşen psikopatolojik bir hastadır. Şimdi ise elinde telefon, telefonunda 3-4 farklı sosyal medya uygulaması, her sosyal medya uygulamasında onlarca filtre ve efekt ile her bulduğu aynanın önünde fotoğraf çeken sizler sağlıklı mısınız?
İş görüşmesine giderken içinde bulunduğu işsizliğin ızdırabını ve işe alınıp alınmayacağının kaygısını yaşamak yerine plazanın asansöründe fotoğraf çektiren, hastanede yakını veya kendisi sağlık mücadelesi verirken kendi selfiesini hastane ekipmanları görünecek şekilde çekebilen, hoca ders anlatırken edineceği her bir bilginin gelecek inşasına koyacağı bir tuğla olduğunu göz ardı edip selfie çekilen sizler milenyum çağının birer Narkissos'u olabilir misiniz?
Son selfienizi çekin ve düşünün.
BÜLENT GÜREL
KLİNİK PSİKOLOJİ MSc.